Şener Aktürk
Kaliforniya üniversitesi
öğretim üyesi Güney Osetya, Sovyetler Birliği’nin arkasında bıraktığı pek çok gayri resmi devletten yalnızca biri. Bu vasfıyla Abhazya’da, Transdniestra’da, Karabağ’da potansiyel olarak var olan, çeçenistan’da yaşanmış, Kırım’da ve Tataristan’da önlenmiş bir çatışma türünün tezahürü G. Osetya’da olanlar.
Bu çatışma kavramsal kökenini Lenin’in “egemenlik” tanımında, Sovyet anayasasındaki “ulusların kendi kaderini tayin hakkı”nda, kurumsal kökenini SSCB’nin etnik federalizminde bulur. Gürcistan, harita üzerinde ve uluslararası camia nezdinde bir parçası olan G. Osetya’yı kontrol altına almaya çalışıyor. G. Osetya’da fiilen kontrolü elinde tutan gayri resmi devlet de varlığının askerî dayanağı olan Rusya aracılığıyla bu çabayı akamete uğratıyor. G. Osetya, kâğıt üzerinde Gürcistan’ın etnik özerkliğe sahip bir bölgesi, fakat fiilen Gürcistan’ın kontrolü dışında, kendi silahlı kuvvetleri ve Rusya’nın desteğiyle ayakta duran ayrı bir ‘devlet’. Bu yaz Boğaziçi üniversitesi’nde ‘karşılaştırmalı siyaset’ dersime başlarken, yine Max Weber’in devlet tanımıyla başladım. Devletin belirleyici özelliği, belli bir toprak parçası üzerinde ‘şiddetin meşru kullanım tekelini elinde bulundurması’dır. Bu meşruiyet yasadışı suç örgütleri, silahlı isyancılar, darbeciler, teröristler ve başka devletler tarafından tehdit edildiğinde devletin asli vasfı tehdit altındadır. Weberci tanımla, Güney Osetya’da belli bir bölgeyi dış destekle elinde tutan bir Oset ‘devleti’ vardı(r), fakat bu devlet uluslararası camia tarafından tanınmıyor ve Gürcistan’ın parçası sayılıyor.
Sovyetler Birliği ardında, Güney Osetya gibi gayri resmi pek çok ‘devleti’ bıraktı. SSCB vatandaşlarının etnik kökenini kayıt altına alan, başlangıçta 191, sonrasında 60 civarında etnik kimliği ‘milliyet’ olarak tanıyan, bunlardan onlarcasına toprak, bayrak, anadilde bürokrasi, eğitim ve ulus devletin diğer sembollerini veren, fakat askerî, ekonomik ve siyasi kontrolü Moskova’daki politbüroda toplayan, yasal olarak dünyanın belki gelmiş geçmiş en çokkültürlü, çokdilli, çokuluslu devletiydi. Rusya, Ukrayna, özbekistan gibi 15 Birlik cumhuriyeti dışında ve daha fazla sayıda otonom cumhuriyetler ve bölgeleri vardı. Gürcistan içinde Acaristan, Abhazya, Güney Osetya, Azerbaycan’da Karabağ ve Nahçıvan, özbekistan’da Karakalpakistan, ve Rusya’da Tataristan, çeçenistan, Başkurdistan, Yakutistan gibi onlarca özerk bölge. Sovyet anayasası bütün ulusların kendi hür iradeleriyle bir arada durduğu ve istediklerinde Birlik’ten ayrılma hakları olduğu kurgusunu içerdiği için çeçenistan, Tataristan, veya Osetya bağımsızlıklarını ilan ettiklerinde anayasanın kendilerine verdiği hakkı kullandıklarını iddia edebiliyorlar. Söz konusu Sovyet anayasası gibi aslında var olmayan hürriyetleri varmış gibi kaydeden bir anayasa olunca bu iddiada gerçeklik payı şüphesiz var. Bağımsızlık ilanlarını müteakip somut ve yasal, gerçek ve masal arasındaki fark çok kanlı bir şekilde ortaya çıktı. Devletin somut olarak nasıl ortaya çıktığı, var ve yok olduğunu merak eden siyaset bilimciler için eski Sovyet toprakları halen canlı bir laboratuvar görevi görüyor.
Uluslararası kamuoyu SSCB’nin ardılı olarak sadece 15 Birlik cumhuriyetini tanıdı, ne bir eksik ne de bir fazla. Bu kısmen şaşırtıcı bir durum; çünkü çeçenistan gibi bağımsızlığını ilan eden bazı özerk bölgeler milliyetçi ve anti-Sovyet örgütlenmeleriyle, oluşturdukları silahlı kuvvetlerle ve devlet olmanın diğer alametlerini taşıyarak bağımsızlığa ‘hak kazanmak’ bakımından bazı Birlik cumhuriyetlerinden daha ilerideydiler. Moldova’nın Transdniestra bölgesinde, Rusya’nın çeçenistan bölgesinde, Gürcistan’ın Abhazya ve G. Osetya bölgelerinde, Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde fiilen ayrı devletler oluştu. Rusya’ya başkaldıran çeçenistan hariç, diğerleri Rusya tarafında askerî, ekonomik ve/veya siyasi olarak destekleniyor. Bu devletler, Doğu Avrupa’daki uydularını ve 14 Birlik cumhuriyetini kaybeden Moskova’nın eski egemenlik alanına serpiştirdiği üsleri gibi bir işlev görüyor.
Şaakaşvili beklentilerinde yanıldı
Gürcü lider Saakaşvili, ABD desteğine güvenerek Oset devletinin varlığına son vermeyi denedi ama başaramadı. Rusya’nın G. Osetya için bir savaşı göze alamayacağı, alsa bile savaşın G. Osetya’yla sınırlı kalacağı, o da olmazsa ABD’nin Gürcistan’ın yardımına koşacağını bekliyordu. Bu beklentilerinin her üçünde de yanıldığı görülüyor. Saakaşvili, 2003 yılında eski Sovyet nomenklaturasından Eduard Şevardnadze’yi devirerek Gül Devrimi’yle başa geçti ve Gürcistan topraklarının bölünmez bütünlüğünü sağlamak, bir bakıma Gürcistan ulus devletini inşa etmek için kararlı adımlar attı. Gürcü bayrağını değiştirdi. NATO’ya üyelik başvurusunda bulundu. Rus-ABD denge siyasetini terk ederek tamamen ABD safında yer aldı. ABD, İngiltere ve G. Kore’den sonra Irak’a en fazla asker gönderen ülke oldu. Gürcistan içindeki üç gayri resmi devleti kontrolüne almak istedi. Saakaşvili’nin planı çok basit ve mantıklı: En kolay olanından en zor olanına doğru üç bağımsız bölgeyi kontrolü altına almak. önce Aslan Abaşidze’nin kontrolündeki Acaristan’a girdi ve Abaşidze, Rusya’ya sığındı. Sonra da görece kolay görünen, 70 bin nüfuslu G. Osetya’yı kontrolüne almaya çalıştı. Başarılı olmuş olsaydı Oset lider Eduard Kokoiti Rusya’ya sığınacak ve Saakaşvili kendini hazır hissettiğinde en zorlu sınav olan Abhazya’yı kontrolüne almayı deneyecekti. Ama olmadı. Dahası, Gürcistan’ın kendisi Rusya’nın hedefi oldu. Saakaşvili ve ABD ittifakı bu savaşla zayıflayabilir ve Kafkaslar’da ABD himayesinde yürütülen yeniden yapılanma zarar görebilir.
Türkiye, Gürcistan ve Azerbaycan’la beraber, Rusya, Ermenistan ve İran’a karşı, Kafkaslar’daki ABD destekli ekseni oluşturuyor. Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattından Kars-Tiflis demiryolu projesine kadar Türkiye için çok önemli projeler bu ittifak üzerinden yürüyor. Bu ittifak, Rusya’nın G. Osetya’da verdiği şiddetli ve orantısız karşılığın sonucu olarak kan kaybediyor. Bir devletin tüm özelliklerine sahip, ama uluslararası kamuoyu tarafından tanınmayan ya da ancak taraftarı birkaç ülke tarafından tanınan devletler dünyanın birçok bölgesinde var. Hatta Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesiyle sayıları artarken, G. Osetya savaşıyla dünyanın gündeminde tekrar geldiler. Ve maalesef fiilen var, hukuken yok sayılan bu devletlerin durumunu çözecek bir siyasal, ahlaki ya da pratik bir çözüm geliştirilebilmiş değil.
__________________
Kaynak: Zaman, 12.08.2008