Zafer Süren Ajiba
Küçüklüğümde, 25 Mayıs günlerinde Mustafa Kemal’in Havza’ya gelişi kutlamaları yapılırdı. Dedemin köylüleri aktarpalarını başlarına dolarlar, kamalarını bellerine takarlar, tüfek ve tabancalarını kuşanıp, gümüş takımlı atlarına binerler, kazadaki bayram kortejinde gururla yerlerini alırlardı. Onlardan birileri olan Papa Mustafa dayı ve Lohka Adil dayı dün gibi gözümün önündeler.O zamanlar buna bir anlam veremezdim. Sonraları bunun, kurtuluş savaşına verdikleri destekle ilgili olduğunu, bu yurtta tutunmak için nasıl canla başla savaştıklarının bir simgesi olduğunu kavradım.Amcam Bayram, Erzurum cephesinde Ruslara karşı savaşırken şehit düşmüş, nüfusta kayıtlı bile değil.Annemim dayısı Nazım’da öyle, dönenlerin anlattığına göre kollarını dirseklerine kadar sıvanmış bir şekilde, en ön safta şehit düşmüş.Dedemin köylüsü Pınzaç Kerem İzmir’e ilk giren askerlerden, Azın Tahir Afyon cephesine arabasıyla cephane çekenlerden.Hepiniz bilirsiniz “Oy onbeşli onbeşli Tokat yolları taşlı” türküsü var, tam da onun gibi, köyümüzden 1315 kurasında askere alınanların hiçbirinin bir daha köye dönmediği buruk bir acıyla anlatılır.Dedem, annemin babası Süleyman Faik, askeri okulun son sınıfından alınıp, Erzurum cephesine gönderilmiş, kalçasından vurulmuş, daha sonra, kurtuluş savaşında Merzifon’da görev almış orada da çetelerle savaşırken kolundan yaralanmış. Anneannem, dedem çetelerle savaşırken, Topal Osman’ın orada yaptıklarını acıyla anlatırdı. Hayganuş’u nasıl kurtarıp İstanbul’a gönderdiklerini, Sirapik’i nasıl bulup büyütüp evlendirdiklerini, o yılların ateş ve dumanının insanları ne hallere soktuğunu, hüzünleri, acıları yaşamış biri olarak Anadolu saflığı ile buruklukla anlatırdı.1960’ lı yıllarda askerlik şubesinden haber göndermişler, çocukları müracaat ederse “İstiklal Madalyası”nı verecekler demişlerdi. Ne annem, ne de teyzemler gidip başvuruda bulunmadılar. “Gereği yok” diye düşünmüşler.Babam, Ladik Köy Enstitü’sü mezunuydu, bu ülke eğitimine yirmi yedi yıl hizmet etmişti. 1959 yılında D.P. tarafından Yozgat, Yerköy kazasında okulu olmayan bir köye sürgün edilmişti. 1969 yılında Samsun –Ankara yürüyüşünü gerçekleştiren Geniz Gezmiş ve arkadaşlarını Havza’da ağırladığı için A.P. tarafından açığa alındı, iki yıl mahkemelerde süründürdüler. Yirmi beş yıl başöğretmen, gezici başöğretmen, ilköğretim müdürü, maarif memuru, maarif müdürlüğü yaptı. Hınçlarını öğretmen statüsünde emekli ederek aldılar. Bunların hepsi CHP’li olduğu içindi.Köyümüz de o zamanlar, Türkiye’deki CHP’li olan ender çerkes köylerinden biriydi.Dedelerimiz CHP’li idi. Babam da, biz çocukları da.Mustafa Kemal’i, devrimlerini hep savunduk, savunuyoruz, savunacağız da.“Açılım” ile ilgili Onur öymen ve Deniz Baykal’ın meclis konuşmasından sonra kendi kendime düşündüm; bundan sonra CHP’li olmanın bir anlamı ve önemi var mı?Evet, ben bir çerkesim!Türkiye Cumhuriyet’inin her ferdi gibi onurlu, gururlu bir vatandaşıyım.Nasıl hain “çerkes” Ethem sözü beni incitiyor ise, Onur öymen’in yüce meclisimizin kürsüsünden, onurlu, şerefli, şinasperver Alevi, Kürt kardeşlerimizi, Dersim halkını, kurtuluş savaşındaki düşmanlarınızla eş tutarmışçasına yaptığı saygısızlığı da aynı derecede incitti. Yüreğimi ta en derin yerinden, iyileşmemecesine yaraladı.Daha önce Canan Arıtman’ın “Ermeni” benzetmesi nasıl yaralamış ise aynen öyle; sanki bu ülkede Ermeni olmak suç.Deniz Baykal yüce meclisin kürsüsünden, bana sormuş gibi “bakın çerkesler istiyor mu?”diyor.Babam eğitimci olmasına ve benden daha çok kendi halkını sevmesine rağmen, kendi dilini, kendi kültürünü bana aktaramadı.Nasıl Alevi yurttaşlarımız, can kardeşlerimiz cem evlerini açamayıp ibadetlerini yapamadılarsa,Nasıl Kürt kardeşlerimiz dillerini kullanamadılar, yazılı hayata geçiremedilerse,çerkesler de aynen öyle, bir nesil den bir nesle dillerini, kültürlerini aktaramadılar.
Bunların geçmişteki sebepleri nelerdir?
Bunları hiç mi hiç irdelemiyorum.Ben bugünden itibaren geleceğe bakıyorum!Ben, şerefli bir üyesi olduğum benim devletim Türkiye Cumhuriyeti’nden;Alevi kardeşlerimizin ibadetleriyle ilgili sorunlarını, Kürt kardeşlerimizin kendilerini tanımlamalarıyla ilgili sorunlarını,Ve de benim sorunum olan çerkes kültürel sorununun kanunlarla güvence altına alınarak, gelecek kuşaklara aktarılmasının sağlanmasını istiyorum!AKP’nin dinsel istek ve yaptırımlarının hiç birisini tasvip ve onaylamadığım halde,Demokratik Anayasa değişikliği istemini,Avupa Birliği’ne katılım hedefini ve“Demokratik Açılım” talebini kuvvetle destekliyorum.Hattiler, Hititler, Kaşkalar, Abeşlalar, Urartular ve Abhaz Kıralığından beri biz çerkesler bu toprakların insanlarıyız.Bu kutsal vatanın, herkes kadar öz evlatlarıyız.Ben bir çerkes olarak devletimiz tarafından eşit ve hakça, güvence altına alınacak haklar doğrultusunda Demokratik Açılım’a varım diyorum.Ve tüm bunlara karşı çıktığı için nesillerden beri devam eden CHP’li olmaktan kendi adıma feragat ediyorum!