21 Mayıs 1864 Kuzey Kafkasya halkları için bir simgedir; soykırımın ve sürgünün simgesi…
Rusya’nın 1604 yılında Dağıstan’a yaptığı saldırıyı başlangıç alırsak, en az 260 yıl süren bir mücadelenin Kafkas halklarının aleyhine sonuçlandığı gündür 21 Mayıs 1864.
Kuzey Kafkasya halkları içinde en az zarar görenin de, en çok zarar görenin de “soykırımı” kavramını tanımlayan BM’in “Soykırımın önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme” ile “Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü”nde suç olarak sıralanan fiillerden bir veya bir kaçına birden muhatap olduğu bir gerçektir.
21 Mayıs 1864, Kafkasya’da sadece bir bölge halkının değil, tüm Kuzey Kafkasya Halklarının soykırım gördüğü sürecin sonlandığı tarihtir; dolayısıyla bütün bu süreci simgeler şekilde kullanılması gerekmektedir. Bu simgeyi, belli bir etnisite veya birkaç etnisiteye indirgeyen yaklaşımların tamamı duygusal milliyetçiliğin bir yansımasıdır; yanlıştır.
Bu yaklaşım, Rusya’nın “Karadeniz kıyılarını yerli nüfustan arındırma” projesini hayata geçirirken en büyük darbeyi Kuzey Batı Kafkasya halklarının, yani Adigeler, Wubıhlar ve Abazalar’ın yediği gerçeğinin üstünü örtmez; bilakis diğer ezilen halkları da probleme paydaş ederek bu gerçeğin uluslararası kamuoyunda daha güçlü savunulmasına yardımcı olur.
***
Nüfuslarının yüzde 90’ı sürüldükten sonra “nasılsa artık toparlanamaz” zannıyla anavatanda sağ bırakılan bir avuç Adıge ve Abaza üstün bir yaşama iç güdüsüyle hayata sımsıkı tutunmuş ve öz topraklarında yeniden filizlenmeyi başarmışlardır.
Ancak, bu tarihin üzerinden birbuçuk asırlık bir süre geçtikten sonra bile varlıklarını hâlâ bıçak sırtında devam ettirmektedirler.
Aynı şekilde; yok olup gidecekleri umuduyla adeta “sala bindirilerek, sele bırakılan” atalarımız, sürüldükleri gurbet illerde en büyük çileleri çekse de hayata tutunmayı becermiş; nesillerini, yani bizleri 21’inci yüzyıla taşımaya muvaffak olmuşlardır.
Bu özel gün vesilesiyle, yokluklar ve zorluklar içinde kimliklerini yaşatmak için olağanüstü mücadele veren ecdadımızı minnet ve şükranla anıyoruz.
***
Evet…
Bizler diasporadayız.
Geçen 147 yıla rağmen geçmişimizi hiç unutmadık, unutamadık…
Unutamadık, çünkü yaralarımız hiç kabuk bağlamadı…
Hâlâ için için kan sızıyor…
Hâlâ yok oluş girdabında mücadele veriyoruz…
Hâlâ acılarımız çok taze…
Bu acıdır ki kollektif hafızamızı ve var olma irademizi hep canlı tutuyor.
Nitekim bugün genç nesillerimizin 21 Mayıslara daha canla başla sahip çıkıyor olması bu yüzdendir.
21 Mayıs anmalarının halklarımızın en önemli günü haline gelmesi bu yüzdendir.
Onların gayretiyle 21 Mayıslar artık küresel bir içerik kazanma yönünde yol alıyor ve inanıyoruz ki hızla “yek kalp” olduğumuz günlere doğru gidiyoruz.
Dışa vurumları farklı da olsa, 21 Mayıslarda kalplerimiz aynı duygu ve ritmle atıyor.
çerkes halkının bu sinerjiden faydalanması, geçmişin acı hatıralarından da beslense bu beraberliği geleceğimizi inşa için fırsata çevirmesi gerekiyor.
Nasıl?
Elbetteki “yek kalp” olanları “yek vücut” kılarak.
21 Mayıs 2011 bunun başlangıç adımı olabilirdi. Bu beklentiyle birbirine daha yakın gördüğümüz Taksim’de eylem yapacak iki gurubun temsilcileriyle yaptığımız görüşmeler sonrasında, henüz böyle bir beraberliğin alt yapısının oluşmadığını gördük.
Bir takım değerlendirme farklılıkları ve güvensizlikler bu beraberliğin en büyük engeli durumunda.
Beşiktaş eylemini düzenleyen grubun ise -angajmanları ve “soykırım suçlusuna fatura çıkaramayan aşırı temkinli üslubu” sebebiyle- Taksim eylemcileriyle işbirliğine girmeyeceği ise zaten malum.
Görünen o ki, üç grupta 21 Mayıs’ta kendi ajandasını uygulayacak.
Bütün bu parçalanmış tabloyu dikkate alan çHİ, kafa karışıklığını daha da artırmamak için kendi pankart ve sloganlarıyla gerçekleştirmeyi düşündüğü eylem planını iptal etmiş, 21 Mayıs eylemleri ile ilgili şu iki kararı almıştır:
1- çHİ eylem gruplarından birini diğerine tercih eder bir tutum içine girmeyecektir;
2- Bütün eylemler çHİ’nin “çerkes halkını görünür kılma” misyonuyla “şekli olarak” uyuştuğundan “çHİ” logosu kullanılmadan programların tamamına destek verilecek, çerkes halkı katılım için teşvik edilecektir.
Bu değerlendirmeden hareketle, çerkes Hakları İnisiyatifi, toplumsal meselelere duyarlı bütün çerkesleri 21 Mayıs 2011 tarihinde kendine en yakın bulduğu guruplarla beraber meydanlara çıkmaya ve taleplerini yüksek sesle dillendirmeye davet ediyor.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
çERKES HAKLARI İNİSİYATİFİ
5/Mayıs/2011