Murat özden
Muhammed Buazzi.
26 yaşıdaydı.
Bilgisayar mühendisiydi.
Sekiz nüfuslu bir ailenin oğluydu.Babası üç yaşındayken ölmüştü.
Tunusun yoksul kasabası Sidi Buzid de yaşıyordu.
Seyyar arabası ile sebze satıyordu.
çünkü işinden atılmıştı.
Bütün derdi sıkıntısı akşam evine bir parça ekmek götürebilmekti.
Sık sık polisle başı derde giriyordu,ruhsatsız sebze satmaktan.
Bir biçimde sıyırıyordu hep.
Ama o gün olmadı. Sıyıramadı.
Polis tezgahına ve terazisine el koymaya kalkınca direndi.
Tokatlanınca çıldırdı.
Onursuz yaşamaktansa,onurlu bir biçimde ölmeyi yeğledi.
çaktı kendine kibriti.
Günlerden 17 Aralık 2010 du.
Muhammed Buazzi bilmiyordu bir isyan dalgasının fitilini ateşlediğini.
Zulüm altında inleyen Tunus halkında öyle bir karşılk bulduki bu alev, bir anda milyonlar sokaklara döküldü.
Zalim diktatör Bin Ali gösterilen tepkiden korkarak tabanları yağlayıp Arabistana kaçtı.
Ama bu dalga Mısır, Yemen, ürdün, Suriye, Arap Emirlikleri, Irak ve Libya’yı da vurdu.
Muhammed Buazzi bilmiyordu bir isyan dalgasının fitilini ateşlediğini. Bütün diktatörleri devireceğini.
***
çerkes Hakları İnisiyatifini oluşturmak için bir araya gelen insanlar kararlıydılar. üzerine beton dökülüp yok farzedilmiş bir halkı, adeta mezarından çıkarıp yürütmek gibi zor bir kararla karşı karşıyaydılar. Ama onlar halklarına inanıyorlardı.
İnançlıydılar.
Kararlıydılar.
Hiçbir gücün kendilerini yollarından çevirmesi mümkün değildi.
çelik bir irade ortaya koydular.
Ve meydanları hedef olarak gösterdiler.
Görmezden gelinen çerkesleri görünür kılmak ve çerkeslerin haklarını söke söke alma konusunda kararlıydılar.
Tıpkı Muhammed Buazzi gibiydiler. Nasıl bir sonuçla karşılaşacaklarını bilmiyordular. Beş kişi, on kişi, yirmi kişi mutlaka Ankaraya bir tavır koyacaklar, bir duruş göstereceklerdi.
Yani çerkes Halkını görünür kılacaklardı.
Bütün diyasporik halklarda olduğu gibi en sert saldırılar kendi içimizden geldi. “Siz kim oluyorsunuz. üç beş ahpap çavuş. Bir şey yapılacaksa biz yaparız. Şimdi durup dururken rahatımızı kaçırmayın. Ağzımızın tadını kaçırmanın sırasımıydı.Ya bizi de Kürtlerle aynı pozisyonamı düşüreceksiniz. Oturun otuduğunuz yerde.”
Ancak rüzgar ç.H.İ.den yana esmişti. Bir biçimde medya kapılarını açmıştı.
Her türlü bel altı vuruş denendi. Ama sökmedi. Milletvekili olmak istiyorlar. Mafya bağlantıları var. Mitingin izni yok. Provokasyon olacak. Amerika bunlara yardım ediyor. Bu sipariş bir eylem katılamayız… gibi onlarca saçma sapan aslı astarı olmayan kuyruklu yalanı uydurdular.
Ama bütün çabalar nafileydi.
Bu hareketin önü kesilemedi.
ç.H.İ. bir şeyi hemen başardı. Sonu “fed”le biten bütün kurumlarımızı birleştirdi. Tarihlerinde bir araya gelmemiş ne kadar “fed” idimiz
12 Mart hak arama mitingine karşı birleşti.
Sanki Abdi İpekçi Parkı’nda çerkeslere kötü bir şey söylenecekmiş gibi.
Sanki dile getirilecek talepler Patagonyalıların talepleriymiş gibi.
üstelik sanki hava şartları da ç.H.İ. ye muhalefet ediyordu. Şubat ayında baharı yaşayan Türkiye, Mart’ta kar ve tufanla karşı karşıya kalmıştı. Buda katılımın önündeki engellerden biriydi.
ç.H.İ. çerkes Halkına inanmıştı. çerkes halkı da ç.H.İ. ye inandı. Hiç kimsenin beklemediği bir desteği ortaya koydu çerkes halkı.
Herşeye inat sonsuza dek var olacağını haykırdı dünyaya.Biz anadil eğitimi istiyoruz dediler.Anadilde TV-radyo istiyoruz dediler.
Ulusal kimliğimiz tanınsın dediler.
Ve tarihimizi biz yazacağız dediler.Tarihe tanıklık edeceğiz dediler.Binler olup Ankaraya aktılar.
çocuklarına ve torunlarına gururla anlatacakları bir gün yaşadılar.
Onlar ben de oradaydım demekten her zaman mutluluk duyacaklar.
çünkü çerkesler 150 yıllık diaspora tarihinde ilk defa kendileri için talepte bulundular. Gelecekte Diaspora çerkeslerinin tarihi yazılırken, belgeselleri yapılırken 12 Mart mitinginin görüntüleri kullanılacak.
Ankara’da bir volkan olup patlayan çerkes Halkı, üzerine dökülen beton kalıplarını çatlattı ve yol almaya çalışıyor.
Dünyadaki hiçbir mücadele bir mitingle sonuca ulaşamamıştır. çerkes halkının mücadelesi için de bu böyledir. Onun için eylemliliğin sürmesi ve hak arama kararlılığımızın devam etmesi gerekiyor.
Ankaraya gelemeyip pişmanlık duyanlar içinde bir fırsat olması için İstanbuldan ses verme kararını hayata geçirdi ç.H.İ.
Artık gün bugündür
Zaman bu zaman.
Dün ya da yarın değil.
Tarih 17 Nisan 2011dir.
İstanbul Kadıköy iskele meydanı,
Saat 13,
Günlerden pazar.
çerkesler onbinler olup akar,
Tarihlerini kendi elleriyle yazar.
Haydi bizde varız diyebilmek için,
çerkes kalmak için,
çerkesler Kadıköy’de toplanıyor.
çocuklarına torunlarına gururla anlatabilecekleri birgün yaşamak için,
Bende oradaydım diyebilmek için.