Sine Kontbay , Didem Baş’ın haberi…
ABD’de, dünyanın en saygın öğretim kurumlarından Harvard üniversitesi’nde düzenlenen uluslararası toplantıda çerkes halklarının sorunları masaya yatırıldı.
8 Nisan’da NewJersey merkezli çerkes Kültür Enstitüsü (Circassian Cultural Institute), Jamestown Vakfı ve Harvard Davis Rusya ve Avrasya çalışmaları Merkezi (The Davis Center for Russian and Eurasian Studies Center) işbirliği ile Harvard üniversitesi‘nde “Rusya ve çerkesler / Bir iç mesele mi? Yoksa Uluslararası bir konu mu?” başlıklı bir panel düzenlendi.
üç oturum halinde düzenlenen panelin ilk iki oturumu Harvard Kennedy School‘da, üçüncü oturumu ise Rusya ve Avrasya çalışmaları üzerine dünya çapında en ciddi otoritelerden biri olarak kabul edilen Harvard Davis Center’da gerçekleşti. Toplam sekiz saat süren panele Kabardey – Balkar Cumhuriyeti’nin yanı sıra ürdün, Türkiye ve Amerika çerkes diasporasından temsilciler de katıldı.
Shenfield‘ın ardından, toplantıya İngiltere’den katılan Southhampton üniversitesi Karşılaştırmalı Soykırım çalışmaları doktora öğrencisi Irma Kreiten, var olan soykırım tanımları üzerinden büyük çerkes sürgünü esnasında yaşanan trajediyi karşılaştırmalı olarak ele aldı.
Soykırım tanımında önemli unsurlardan birinin “niyet” olduğunu belirten Kreiten, mevcut tanımlamanın esas unsurunun öldürülen kişi sayısı, öldürülme şekli ve şiddetin oluşturduğu yan etkilerin neler olduğundan çok, belirli bir millet, din ve etnik kökene ait bireylerin “kasıtlı” olarak yok edilmesi olduğunu vurguladı. Bu çerçevede yaptığı karşılaştırmalar sonucunda, çerkeslerin maruz bırakıldığı uygulamaların her yönü ile soykırım tanımına denk düştüğünü belirten Kreiten, bu bulguyu çalışmasının bir sonucu olarak açıkça deklare etti.
Occidental Universitesi’nden Dr. Richmond Walter Comins ile yaptığı bir çalışmayı sunan Colarusso, Kuzey Kafkasya’nın etnik yapısını ele alarak Kırım savaşı ile başlayan ve Osmanlı İmparatorluğuna göç ile sonuçlanan çerkes sürgününü anlattı.
Colarusso’nun sunduğu çalışmanın ana başlıkları, dinleyici notları ile şöyle sıralanabilir:
* Kırım Savaşı
* Dış dünyadan gelen destekler:– İngiltere Türkler ve Fransızlarla birlikte Rusya’ya karşı hareket etme şartıyla yardım ve tanıma önerisinde bulundu.
* Deportasyon
* Son aşamalar:
– 21 Mayıs 1864 tarihinde, Rusya “operasyon tamamlandı” duyurusunda bulunmuştur.
– 1870 yılına gelindiğinde, Kuzey Kafkasya nüfusunun 70 %‘ini artık Slavlar oluşturuyordu.
* Zorunlu göç ve ölümler:
– 180 bin kişi Osmanlıya vardıktan çok kısa bir süre sonra vefat ederken, zorunlu göçe tabi tutulan nüfus 1 milyon kişidir.
* Soykırımın maliyeti:
– Anayurdundaki çerkes nüfusu sürgünde % 94 oranında azaldı.
Colarusso konuşmasını, Paul Henze’den alıntıladığı, “Rusların 1860’lardaki tutumu gelecek dönemlerde yapılan tüm etnik temizliklere emsal teşkil etmiştir” sözleriyle tamamladı.
II. OTURUMPanelin ikinci oturumunda ilk konuşmayı Kabardey – Balkar Cumhuriyeti’nden İnsan Hakları Temsilci olarak katılan İbrahim Yağan gerçekleştirdi. Konuşmasını Adige dilinde yapan ve çerkes kültüründen bahseden Yağan, “Kafkasya’nın Rusya’ya katılışının 450. yılı Kutlamaları”na da eleştiriler yöneltti.
Ulus – devlet kavramı üzerinde değerlendirmelerde de bulunan Yağan‘ın konuşma metni, tercümesi devam eden diğer sunumlarla birlikte yakında kafkasevi.com‘da yayınlanacaktır.
çeçenistandaki ikinci savaşın çıkış sebebi olan bombalamalara değinen Goble, “Evet, o apartmanları Putin bombalatmıştı.” diyerek, Amerikan Senatosu’nun çeçenistan ile ilgili tutumuna ciddi eleştirilerde bulundu. Bugün çeçenistan’da yaşanan dram ile 1864 yılında yaşananları ve dünyanın bu yaşananlara tepkisini karşılaştıran Goble‘nin konuşması ilgiyle takip edildi.
“Rusya, Kafkasya’daki politikalarının sebebinin Radikal islam tehditi olduğunu iddia ettiği sürece, NATO ve Birleşmiş Milletler olanlara sessiz kalacaktır” diyen Goble, çerkeslerin geleceği ve bölgedeki bağımsızlığına dair yönetilen bir soruya, ”çerkesler dünya ülkelerinin desteğini arkalarına almak istiyorlarsa, tavırlarını İslami referanslı bir devlet düzeninden yana değil de, laik devlet düzeninden yana koyduklarını belli etmelidirler” şeklinde cevap verdi. Goble sözlerinin devamında, islamlaşma yerine uluslaşma politikasının izlenmesinin özgür Kafkasya’ya ulaşmada daha çok yardımcı olacağını ileri sürdü.
Konuşması süresince, heyecanı ve konuya olan ilgisi ile dikkat çeken Paul Goble, sunumunun sonunda, 11 Eylül olayları sonrası Newyork Times gazetesinin sanat ekinde yayınlanan bir fotoğrafı ve altında yazan cümleyi hatırlattı. Fotoğrafta, bir kaya parçasının çatlaklarından bir çiçek fışkırdığını anlatan Goble, “Kaya ne kadar sert ve büyük olursa olsun, sonunda kazanan, çatlaklarından yol bulup yeşerecek bitkilerdir; çünkü eninde sonunda kayayı saracaklar” dedi.
Ve resmin altında yazan cümle ile konuşmasına noktaladı:
– “sadece devam edemeyiz, devam etmek zorundayız” (We can’t go on, we must go on)
Davis Center‘da gerçekleşen 3.oturum, John Colarusso‘nun moderatörlüğünde çerkes Kültür Enstitüsü’nden Zack Barsaqua‘nın konuşmasıyla başladı. Barsaqua Kafkasya’da çerkes direnişinin ardından gerçekleşen sürgün ve diasporadaki çerkes örgütlenmelerini ele aldı. Barsuqua sunumunda, “Eğer çerkesler 19.yy da soykırıma maruz kalmasalardı, bugünkü nüfusları yaklaşık 17 milyon olacaktı” diyerek kendisini bu sonuca götüren araştırma hakkında bilgiler verdi..
Uluslararası çerkes Birliği‘nin dünü ve bugününden de bahseden Barsaqua konuşmasını, bundan sonra atılacak adımları dört başlık altında tasnif ederek sonuçlandırdı.
* çerkes soykırımının Uluslararası makamlarca tanınmasını sağlamak için çalışmalarda bulunmak.
* Uluslararası makamlara Kuzeybatı Kafkasya’da özgür basının gelişmesine yardımcı olması için talepte bulunmak.
* Olimpiyat Komitesinin 2014 yılı Kış Olimpiyatları’nın Soçi’de yapılmasıkararını gözden geçirmesini temin için uluslararası makamlar nezdinde girişimlerde bulunmak.
* Harvard üniversitesi gibi Amerikan akademik kuruluşlarının “çerkes çalışmaları” üzerine programlar hazırlamaları için girişimlerde bulunmak.
Nusret Baş‘ın ardından gazeteci ve Harvard üniversitesi Carr İnsan Hakları Politikaları Merkezi öğretim görevlisi Fatima Tlisova söz aldı. Tlisova cesur konuşmasının bir kısmında FSB’nin çerkes yapılanmalarının içine ne denli sızdığına değindi. Uluslararası çerkes Birliği yönetici kadrosunun resimleri eşliğinde FSB ile ilişkilerinden bahseden Tlisova, çerkes halkının millet olarak hayatta kalması için “Bağımsız bir Kafkasya”nın gerekliliğinin altını çizdi.
Tlisova’yı takiben kapanış konuşmasını Jamestown Vakfı Başkanı Glen Howard gerçekleştirdi.
Baştan sona videoya kaydedilen proramın görüntüleri ve konuşmacıların sunumları tercümelerinin tamamlanmasının ardından kafkasevi.com web sitemizde yayınlanacaktır.