Haşim Söylemez
4 yıldır yayın yapan Kürtçe TV’lerden ne seyirci memnun ne de yayıncı. Vatandaş, ‘Programlar bize hitap etmiyor’ derken, yayıncılar engellerin fazlalığından şikâyetçi. Kürtçe TV de dil kursları gibi tutanın elinde kalmış gibi.Türkiye’nin yıllardır tartıştığı konulardan biri de Kürtçe televizyon. 8. Cumhurbaşkanı Turgut özal, 1992’de ‘Kürtçe TV açılsın’ dediğinde yer yerinde oynamış, milliyetçi cepheden “Bugün televizyon verirsiniz, yarın toprak isterler” şeklinde ilginç bir tepki gelmişti. Ancak bu kaotik yaklaşım, AB’ye üyelik sürecinin de etkisiyle yerini ‘insan hak ve özgürlükleri söylemi’ne bıraktı. Nihayetinde TRT’de yayınlanan Kürtçe programdan sonra, RTüK yerel medya organlarına da Kürtçe yayın hakkı tanıdı (25 Ocak 2004). Ama bazı şartlarla: Programlar günde 45 dakika, haftada 4 saati geçmeyecek. Türkçe altyazılı yayın yapılacak. En önemlisi de devletin bölünmez bütünlüğüne dikkat edilecek.
Ardından Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Kürtçe yayın yapmak isteyen 9 TV ve radyo, RTüK’e başvurdu. Fakat sadece 3’ü gerekli şartları yerine getirerek yayın izni alabildi. Şu anda Diyarbakır’daki Gün TV ve Söz TV ile Şanlıurfa’daki Medya FM Kürtçe yayın yapıyor. Kürtçe TV, beklenen etkiyi yapmadığı gibi halkın da ilgisini çekmedi. Yöre halkı için Kürtçe TV; klip ve müziklerden ibaret. Diyarbakırlılar programların anlamsız olmasından yakınıyor. Salih Ahmet Can, 70 yaşını yeni doldurmuş bir Diyarbakırlı. Onun televizyon dünyası yerel kanallar üzerinde dönüyor. Ancak hiç memnun değil. Gerekçesini şöyle açıklıyor: “İki adam oturup konuşuyor. Ne konuştukları anlaşılmıyor. öteki belgesel yayınlıyor. Bunlar beni ilgilendirmiyor, ben memleketimle ilgili haberleri Kürtçe dinlemek, izlemek istiyorum. Türkçeyi çok iyi anlamıyorum.” Aynı durum gençler için de geçerli. Selim Bildik Diyarbakırlı bir üniversite öğrencisi. Kürtçe TV’yi sonuna kadar destekliyor; ancak şu anki yayınların anlamsız olduğunu düşünüyor. 15 yaşındaki Raziye Almut hiç okula gitmemiş, Türkçeyi televizyondan öğrenmiş. Onun Kürtçe TV hayali daha başka: “Ben Kürtçe film yayınlansın isterim. Haberler olsun. Annem hiç Türkçe bilmiyor, ona ben anlatıyorum dizileri, filmleri. Ama bu yıl benimle birlikte ‘Yaprak Dökümü’ dizisini izledi. Keşke bunun Kürtçesi kanallarımızda verilse. Annem çok mutlu olur.”
YASAK KALKARSA TALEP AZALIR
Kürtçe TV konusunda herkesin beklentisi farklı olsa da ortak görüş bu televizyonların yetersiz kaldığı yönünde. Diyarbakır’daki iki yerel kanalın yetkilileri de farklı görüşler bildiriyor. Söz TV Yayın Yönetmeni ömer Büyüktimur, iki arada bir derede kaldıklarını itiraf ediyor. Büyüktimur, politik yönü bir tarafa bırakıp gerçekçi olmak gerektiğini düşünüyor: “Altyapı ve teknik olarak kimse Kürtçe TV’ye hazır değil. Kendimizi kandırmayalım.” Kürtçe TV’nin kendilerinde sıkıntı oluşturduğunu; ancak talep doğrultusunda hareket ettiklerini anlatan Büyüktimur şöyle konuşuyor: “Haftada 4 saat belgesel yayınlıyoruz. Bunun için 4 eleman 2 gün çalışıyor. Türkçeyi Kürtçeye çeviriyoruz, sonra onu da altyazı olarak Türkçeye çeviriyoruz. Bu, çok zor bir işlem. Yerel medya o kadar donanımlı değil ki, hemen yapalım. Talep vardı başladık, izleniyor; ama ne kadar beğeniliyor onu bilemiyoruz. Roj TV bugün çok izleniyor. Fakat biz çeşitlilik anlamında alternatif sunamıyoruz.” Büyüktimur, RTüK denetiminde Kürtçe TV’nin tamamen serbest kalması durumunda tablonun daha farklı olacağını düşünüyor: “Tamamen serbest kalırsa bir doyum noktasına ulaşır. Sonra herkes kendi yoluna gider ve bir süre sonra kimse Kürtçe TV istemez. Bölge halkı yasağa ilgi gösteriyor.”
Gün TV haftalık 4 saat olan yayın hakkının tamamını dolduruyor. Televizyonun yöneticileri, ‘Kürtçe TV’ yerine ‘Kürtçe yayın’ kavramının kullanılmasının daha doğru olacağını düşünüyor. Televizyonun Haber Müdürü Adnan Bilen, teknik olarak RTüK’ün isteği doğrultusunda programları yapmanın güç olduğunu söylüyor: “çok fazla zaman kaybı oluyor. Yeni bir program için RTüK’ten izin almanız gerekiyor. Şu anda 1,5 saatlik bir yayın yapıyoruz, ileride bir sağlık programı düşünüyoruz. Ancak izlenip izlenmediğini bilmiyoruz. Elimizde bir reyting verisi yok. Halkımız memnun oluyor mu onu da bilemiyoruz. Tabii onlar haklı olarak çok şey bekliyor olabilir, biz de engelleri aşamıyoruz. Mesela bir canlı yayın yapamıyoruz. Haber veremiyoruz.” Gün TV hafta içi sadece 10 dakika Kürtçe haber verebiliyor. Bir de zor bir işe girişmişler. Dünyada ilk defa Kürtçe bilgi yarışması düzenliyor Gün TV. Şu anda 15 bölümlük çekimler tamamlanmış. Ancak bunun da diğer programlar gibi zorlukları var. Sunucu, sorular ve konukların söylediği her şey için Türkçe altyazı çalışması gerekiyor.
Yayın kapsamının genişletilmesi için Gün TV yönetimi uzun süre önce dava açtı. Ancak Danıştay, talepleri uygunsuz bularak ret kararı verdi. Adnan Bilen bu kararı temyize götüreceklerini, netice alınmaması durumunda ise davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıyacaklarını söylüyor.
KüRTçE ANLAŞILMIYOR MU?
Yerel kanallar Diyarbakır ve civarına hitap ediyor. Dolayısıyla kullanılan dilin şivesinin de o bölgeye ait olması gerekiyor. Diyarbakır bu anlamda biraz karışık; Zazaca, Kırmançi ve Türkçe karışımı olan yeni bir Kürtçe lehçesi çıkmış ortaya. Gün TV Haber Müdürü Adnan Bilen, kullandıkları Kürtçenin, bazı kelimeler anlaşılmasa da genel itibariyle sokaktaki konuşma ile aynı olduğunu belirtiyor. Söz TV Yayın Yönetmeni ömer Büyüktimur da halktan ‘Kürtçe anlaşılamıyor’ diye tepki geldiğini söylüyor: “Dilciler ‘Kürtçeyi bozuyorsunuz’ diye bizi eleştiriyor. İmla kurallarına göre bir dil istiyorlar. Buradaki dil çok farklılaşmış, bir karışım var. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Dil kursundan mezun olmuş eleman aldık; ancak onlarla da düşünce olarak anlaşamadık. ‘Burada şu kelime kullanılacak’ diyor; ama o kelime suç teşkil ediyor, politik olmuş. Banttan haber veriyorduk, bu yüzden onu kaldırdık.”
Hâlihazırda dünya üzerinde Kürtçe yayın yapan 19 televizyon kanalı bulunuyor. Kürdistan TV, Zagros TV gibi Kuzey Irak orijinli kanallar Türkiye’nin güneydoğusunda izlendiği gibi, uydu antenleri sayesinde Avrupa üzerinden yayın yapan Roj TV gibi televizyonlar da seyrediliyor. Yani Kürtçe TV’ler fiili anlamda yıllardır bölgede yayın yapıyor. üstelik politik yönü ağır basan bu kanallar ana dilinde (anlaşılır bir lehçe ile) hitap ettiği için halktan büyük ilgi görüyor. ömer Büyüktimur, Roj TV’nin bölgedeki izlenme oranının yüzde 60 seviyesinde olduğunu iddia ediyor. Devlet kontrolündeki yerel kanalların bu televizyonlar karşısında yarışması mümkün gözükmüyor. Büyük tartışmalarla açılan Kürtçe TV’ler görünen yüzüyle Kürtçe dil kurslarıyla aynı çizgide gidiyor gibi. Kurslar önce ilgi görmüş; ancak kısa bir süre sonra ilgisizlik yüzünden kapılarına kilit vurulmuştu. Ancak Kürtçe TV biraz da ‘katı kuralların’ kurbanı oluyor. Tabii TRT’nin yeni Kürtçe kanalının önümüzdeki yıllarda nasıl bir sonuç doğuracağı da yerel kanalların kaderini belirleyecek.
DİYARBAKIR’DA ANA DİL NE?
Dicle üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Rüstem Erkan başkanlığında yapılan bir anket, Güneydoğu’daki konuşma diliyle ilgili ilginç sonuçlar ortaya çıkardı. Bölgede ana dili gruplarının dağılımına bakıldığında, yüzde 32’sinin Türkçe, yüzde 54’ünün Kürtçe, yüzde 11’inin ise Arapça olduğu belirlendi. Kürtçenin bir lehçesi kabul edilen Zazacanın oranı da yüzde 6 çıktı. Kürtçe TV yayınının yapıldığı Diyarbakır’da ana dilinin Kürtçe olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 92’yi bulurken, bu rakam civardaki illerde biraz düşüyor: Batman’da yüzde 81, Şanlıurfa’da yüzde 56, Mardin’de yüzde 69, Siirt’te yüzde 48. (AKSİYON, Sayı:722, 06.10.2008)