
Tuğrul Yenidoğan
Beşiktaş kulübünün kurucuları, Ahmet Fetgeri (Aşeni), Mehmet Fetgeri, Mehmet Şamil (Şhaplı), Hüseyin Bereket, Nazım Nazif (Ander) beylerdir.
Galatasaray kulübünün kurucularını bir araya getiren etkenin, her birinin Galatasaray lisesi öğrencisi olmaları; Fenerbahçe kulübünün kurucularını bir araya getiren etkenin, her birinin Kadıköylü ve ağırlıklı olarak Saint Joseph Liseli olmaları gibi, Beşiktaş kulübünün kurucularını bir araya getiren etken, tümünün çerkez asıllı olmaları ve birbirleriyle bulunan akrabalık ilişkileridir.
Her üç kulübümüzün kurucuları da, genç kuşağın temsilcileridir. Yaşça en büyük olanları 21-22 yaşındadır. örneğin, Galatasaray kulübünün kurucuları 16-19 yaşları arasındadır. Aynı kuşağın, benzer tarzda yetiştirilmiş, eğitimli, aydın gençleridir. Gerek Beşiktaş, gerek Galatasaray, gerek Fenerbahçe kulüplerimizin kuruluşlarını zihnimizde canlandırırken genel bir yanılgıya düştüğümüzü sanıyorum.
üç kulübümüzün de yayımlanan tarihçelerinde kullanılan kurucu fotoğraflarının, algılamada düştüğümüz yanılgının ana sebebi olduğunu düşünüyorum. öyle ya, kelli felli, sakallı bıyıklı, gösterişli üniformalar, şık giysiler giymiş o kurucu fotoğraflarını görünce; bu kulüplerimizi o devrin, makam mevkii sahibi, belirli çevreleri ve güçleri olan, sözü dinlenen kişilerince kurulduğunu zannediyoruz.
Biraz da kulüplerimizin günümüzdeki şan şöhret sahibi yönetim kurullarını düşünerek ve onlarla kıyaslayarak, o zamanın kurucuları, yöneticileri de böyle olmalı diye hayalimizde canlandırıyor, yanılgıya düşüyoruz. Hâlbuki bu kulüplerimiz her biri çocuk yaşta gençler tarafından kurulmuştur. Galatasaray kulübünü kuranlar, henüz okul sıralarında öğrenimlerini sürdüren 17-18 yaşında gençlerdir.
Futbol toplarını yağlayıp, temizleyip iyi baktığı için başkan seçtikleri Ali Sami (Yen) Bey, 1905 yılında henüz 19 yaşındadır. 1907’de Fenerbahçe doğarken, kurucu başkan Ziya (Songülen) Bey 21, ikinci başkan Ayetullah Bey 19, Necip (Okaner) Bey 15, Galip (Kulaksızoğlu) Bey 18 yaşındadır. Beşiktaş kulübünü kurarken, Mehmet Şamil Bey 16, Hüseyin Bereket Bey 14, Ahmet Fetgeri Bey 15, Mehmet Fetgeri Bey 13 yaşındadır.

Şeref Bey, Beşiktaş futbol şubesini 17 yaşındayken kurmuştur.
Bu kulüpler, ”Hadi gelin birer kulüp kuralım. önemli bir girişimde bulunalım. Kurduğumuz bu kulüplerin ileride milyonlarca taraftarı olsun. Adımız tarihe geçsin. Yüzlerce yıl yaşasın..” diye önceden kararlaştırılarak kurulmuş kulüpler değildir elbette. Geçmişimizde, mahalle arasında arkadaşlarımızla oynarken, çocukluk, delikanlılık heyecanıyla kurduğumuz, türlü isimler verdiğimiz takımlarla, bu kulüplerin kuruluşlarının temelde bir farkı yoktur. Beşiktaş kulübünün ilk lokali, Osman Paşa Konağı bahçesinde yer alan hizmetlilere ait kulübedir. Mekteb-i Sultani’nin 5. sınıfında, bir sınıf takımı kimliğinde kurulan Galatasaray kulübünün ilk lokali, semtteki sütçü dükkânıdır. Fenerbahçe kulübü ilk lokaline, 1911 yılında Kemal (Aşkıner) Bey, ailesine ait evin bahçıvan kulübesini Fenerbahçeli sporcuların kullanımına tahsis ettiğinde sahip olmuştur. Yani Fenerbahçe’nin ilk kulüp binası basit bir bahçıvan kulübesidir.
Bu kulüplerimiz, her türlü yoksunluğa rağmen, çoğu öğrenci olan kurucularının, spor yapma, oyun oynama sevgileri ve aralarındaki güçlü arkadaşlık bağlarıyla ayakta durabilmiştir. O dönemde İstanbul’da, bu kulüplerimiz gibi, kimbilir kaç kulüp kurulmuş, kim bilir kaç gencin hayallerini, kurdukları takımları büyütmek, adlarını duyurmak, ünlü bir sporcu olmak süslemiştir? Kim bilir kaç takım büyük hayallerle kurulup, yoksulluk ve yoksunluk nedeniyle adını duyuramadan tarihin derinliklerinde unutulmuş, küçük bir fidanken, kuruyup yok olmuştur? Keşke elimizde, bir asırdır ayakta kalmayı başarmış bu üç büyük kulübümüzün kurucularının tamamının o kuruluş yıllarına ait fotoğrafları olsa, o fotoğraflara bakarak, heyecanlarını, ümitlerini, sevgilerini, kıvançlarını daha derinden hissedebilsek. Ne kadar önemli bir iş başarmış olduklarını, daha iyi anlayabilsek.
Bir Çerkez kulübü
Araştırmalarım sırasında, Beşiktaş’ın kuruluşunu gerçekleştiren ailelerin, yeni kuşaklarıyla tanışıp, görüşme imkânım oldu. Gerek Fetgeri, gerek Mehmet Şamil – Hüseyin Bereket kardeşlerin ailelerinin genç kuşaklarıyla bir araya gelmek, onların soy ağaçların inceleme fırsatı bulmak, beni define bulmuş kadar sevindirdi. Ne yalan söyleyeyim, bu ailelerin Kafkas halklarının kültüründe bu kadar önemli yerlerinin olduğunu, bu denli sayılıp, bu denli sevildiklerini bilmezdim.
Gerek Osman Ferit Paşa’nın soyağacını, gerek bizzat Ahmet Fetgeri tarafından hazırlanmış, Fetgeri ailesinin soyağacını incelerken, Beşiktaş kulübü kurucularının tümünün, Kafkasya’nın soylu ailelerine mensup olduklarını öğrendim. İşin ilginç yanı, bu ailelerin bireyleri tarafından kaleme alınmış, ancak tamamlanamamış Beşiktaş’ın kuruluş tarihçesinin de varlığından haberdar oldum. Bu tarihçede, Beşiktaş kulübünün kuruluştaki isminin, bilinenden farklı bir biçimde ”Bereketiko Jimnatik Kulübü” olarak kullanıldığını gördüm.
BEREKETİKO JİMNASTİK KULüBü
Önce, babaları Osman Ferit Paşa’ya ait Serecencebey’deki konakta kulübün kuruluşunu sağlayan Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket kardeşlerin soyağacını inceleyelim.
Babaları Osman Ferit Paşa’nın soyu, kuzey batı Kafkasya’nın Soçi yöresinin bir çerkez oymağı olan Ibıh oymağı savaşçı komutanlarından “Şhaplı Kubilayko Mahomet Bey” den gelmektedir. Soyağacı, babadan oğla; Mirza Han , Berko Mirza Bey , Mirzaiko Bereket Bey, Bereketiko Hasan Bey şeklinde uzanmaktadır. Osman Ferit Paşa, Bereketiko Hasan Bey’in 4 oğlundan en büyüğüdür. Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket büyükbabalarının adına itafen, konaklarının bahçesinde kurulan kulübe ”Bereketiko Jimnastik Kulübü” ismini vermişlerdir.
Osman Ferit Paşa’nın erkek kardeşleri, Müşir Mehmed Paşa , Ahmed Paşa ve Albay İsmail Bey ‘dir. Osman Ferit Paşa’nın Şeyh Şamil ‘in torunu olan zevcesi Nefiset Hanım ‘la olan evliliğinden 11 evladı olmuştur. Bunlar, Mehmet Şamil (Şhaplı), Hüseyin Bereket, H. Arif, M. Gazi, Hamza C. Osman Erkan, Ebubekir S. Erkan, F. Saadet Şhaplı, Habibe H. Erkan, Safiyet N., Zübeydet Z. Şhaplı ve Melek hanımdır.
ŞEYH ŞAMİL’İN TORUNU
Beşiktaş’ın kurucuları Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket’in anneleri Nefiset Hanım, tarihte ”Dağıstan Aslanı” diye nam salan Şeyh Şamil’in torunudur. (Bazı kaynaklarda Şeyh Şamil, bazı kaynaklarda İmam Şamil olarak geçer. Buradaki şeyh ve imam sıfatları günümüzde anladığımız şekliyle dinsel bir anlam içermez. O günün Kafkasya’sında siyasi otoriteyi tanımlayan sıfatlardır. Yanlış anlaşılma olmasın.) Şeyh Şamil, kuzeydoğu Kafkasya’nın Dağıstan bölgesinin Avar boyundan Gimri’li savaşçı komutan Dengov Muhammed ‘in oğludur.
Gazi Muhammed Paşa ve aile efradının Medine’de bulunduğu yıllarda, Osman Ferit Paşa Şeyhülharem’ dir. Yani Osmanlı sultanı adına Medine muhafızlığında (valilik görevi) bulunmaktadır. Kendisi de Kafkasya, Dağıstan doğumlu olup, yirmi yaşında Kafkasya’dan hicret etmiştir. Paşa; Gazi Muhammed Paşa’nın kızı Nefiset Hanım’a işte bu dönemde talip olur. Evlenir, aile kurarlar. Osman Ferit Paşa ve ailesi bir süre sonra başkent İstanbul’a göçerler. Taşkışla komutanıdır artık. 1902 yılında Beşiktaş Serencebey’de satın aldıkları konağa yerleşirler.II. BöLüM
FETGERİ KARDEŞLER VE ‘O MEKTUP’
Geçen haftaki yazımda Beşiktaş Kulübü kurucularını bir araya getiren ana etkenin her birinin çerkez asıllı olmaları ve Beşiktaş’ın bir çerkez kulübü olarak “Bereketiko Jimnastik Kulübü” ismiyle kurulmuş olduğunu anlatmıştım. Yine Beşiktaş’ın kurucularından Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket beylerin Şeyh Şamil’e dayanan soyağaçlarını geçen hafta yayımlamıştım. Beşiktaş’ın diğer iki kurucusu Ahmet Fetgeri ve Mehmet Fetgeri kardeşlerin soyağaçları hakkında bilgiyi, Ahmet Fetgeri Bey’in 1947’de kaleme aldığı bir mektuptan alıntı yaparak vermek istiyorum.
ADLARIN FARKLILIĞI
Ahmet Fetgeri Bey, ailesiyle birlikte Kafkasya’dan Sapanca’ya göç ederken izini kaybettiği bazı akrabalarını arayışı sırasında bu mektubu yazmış. Ailenin Türkiye’ye hicret etmeden önce kullandığı isimlerle Türkiye’ye göçleri sonrası kullandıkları adların farklılığına dikkatinizi çekmek isterim. Büyük – küçük harfler ve noktalama işaretleri, mektubun orijinalinde olduğu gibi kullanılmıştır: “Soyumuzun adı (AŞENİ) dir. Buradaki (A) dan sonra gelen (Ş) harfinin aslı (Ş) ile (F) arasında bir sedadır.
Arap ve Latin harflerinde bu sedayı verecek bir harf olmadığından (Ş) yazılmaktadır. Dedelerimizin Kafkasya’daki yerleri GDOWTA kazasının VENDRIPŞ köyüdür. Babam ve Annem buradan Türkiye’ye hicret etmişlerdir. 1921 senesinde İstanbul’da görüştüğüm Gürcü Prenslerinden olduğu sanılan (Şirvalşitz) adında bir zat soyumuzu öğrenince bana fevkalade hürmet ve riayet göstermiş ve Soyumuzun Gürcistan’da, bilhassa Batum civarında çok kalabalık ve çok kuvvetli olduğunu ve eski bir mazide Gürcistan tahtına kadar yükselmiş bir soy olduğunu söylemişti.
Tanıyabildiğimiz en büyük dedemizin adı (MAC) dır. (MAC) in bir oğlunu tanıyoruz. Adı (BIT) dır. (BIT) in 3 oğlundan ikisinin adlarını biliyoruz. Bunlardan birinin adı (FETGERİ) ve ötekinin de (SAKUT) dur. (SAKUT) un 4 çocuğundan üçü Türkiye’ye gelmiştir. Biri erkek, ikisi kız olan bunların adları: MUSA, ŞEMSİYE ve ZELİHADIR. (BIT) in diğer oğlu (FETGERİ) benim dedemdir. (FETGERİ) nin HABRAA yahut buradaki adıyla (İBRAHİM) , (ATKUG) yahut buradaki adı ile MUSA ve (MAçAGUA) adlarındaki üç oğlunun adlarını biliyoruz. Bunlardan en küçüğü olan (MAçAGUA) Kafkasya’da kalmış ve üç çocuğu olduğunu da sonradan öğrendim. HABRAA yahut burada takma ismi ile (İBRAHİM) ise Türkiye’ye geldikten sonra kaybolmuş. Askerde öldüğünü söylediler, fakat hakikati bilmiyoruz.
Ben çok küçükken bu amcamın bir müddet Babamın yanında, Yanık’ta bulunmuş olduğunu merhum Teyzemden işitmiştim, Babam öldükten sonra İstanbul’a geldik ve kaldık. Annem de öldükten sonra büsbütün karanlık ve meçhulât (bilinmezlikler) içinde kaldık. Her şeyi unuttuk. (FETGERİ) nin diğer oğlu (ATKUG) yahut (MUSA) yani (HABRAA) yahut buradaki adile (İBRAHİM) in kardeşi, benim Babamdır. Sapanca’nın Yanık köyünde yerleşmişti. 4 kardeş idik, üçü öldü, ben kaldım. Benim de şimdi bir oğlum ve iki kızım vardır. Ben bugün 59 yaşındayım. (A.F.Aşeni / Deniz İkmal Merkezi Komutanlığı Gölcük – İzmit 1947 ” Ahmet Fetgeri Bey kaleme aldığı soyağacında aile soy isimlerini Latin harfleriyle “Aşeni” olarak yazmış.
çerkez kaynaklarında bu soy ismi “Şhaenu” şeklinde geçiyor. Ahmet Fetgeri Bey’in 1934’de yürürlüğe giren soyadı kanunundan 3 yıl önce vefat eden kardeşi Mehmet Fetgeri Bey’in ismi tüm çerkez kaynaklarında “Mehmet Fetgerey” olarak kullanılmış. Kafkas göçleri deyince akla gelen etnik yapının adı çerkezlerdir. çerkez adı aslında Kuzey Kafkasya halkları için dışarıdan yapılan bir tanımlamadır. Bugün çerkez diye adlandırdığımız insanlar temelde Adıge – Abhaz ile çeçen ve Dağıstan kollarına ayrılıyor.
Dağıstan kolunun da Avar, Lezgi, Lak ve Gazi Kumuk gibi alt kolları var. Bugün Türkiye’de yaşayan çerkezlerin büyük çoğunluğu Adıge ve Abhaz kökenlidir. Bir yanlış anlaşılmaya yer vermemek için bu yazıda Osmanlı İmparatorluğu’na göç edip yerleşen tüm Kafkas kökenliler için çerkez tanımlamasını kullandığımı belirtmeliyim. Osmanlı Devleti’nin çerkezleri kendi ülkesine yerleştirmeyi kabul etmiş olmasının temel nedeni onların da Müslüman olmalarıdır. Ancak çerkezleri en iyi şekilde kullanmanın hesaplarının da yapılmış olduğu açıktır. Ruslarla yapılan uzun savaşlar nedeniyle savaş çerkezler için artık bir yaşam tarzı olmuştur. Erkekler hep silahlıdır, onların bu savaş deneyimlerinden yararlanmanın mümkün olduğu düşünülmüştür. (Yaşar Bağ “çerkezlerin Dünü Bugünü”, 2001, Ankara, sf.53)
Teşkilat-ı Mahsusa buluşturdu
çerkez göçmenlerin seçkin boylarından olanlar Osmanlı politikası gereği İstanbul ve İstanbul’un yakın çevresine yerleştirilirler. Osmanlı ordusuna ve bürokrasisine entegre edilirler. İçlerinden birçok paşa, bürokrat ve saray görevlisi memur yetişir. İşte Beşiktaş Kulübü’nün nüvesini oluşturan Bereketiko Jimnastik Kulübü’nü kuran gençlerin aileleri, çerkezlerin seçkin boylarına mensup bulunmaları nedeniyle Osmanlı’nın devlet kademelerinde yararlanmak üzere İstanbul ve yakın çevresine yerleştirdiği bu ailelerindendir.
Serecenbey’deki konağın bahçesinde bir kulüp oluşturma, birlikte spor yapma düşüncesi etrafında toplanan gençlerin tümünün çerkez kökenli olduğunu belirtmiştik. Ne ilginçtir ki Meşrutiyet’in ilanından sonra bu oluşuma katılıp liderliğini üstlenecek kişi de bir çerkez olacaktır. Fuat (Balkan) Bey, soyadı kanununun ardından aldığı ” Balkan ” soyadı nedeniyle çoğu kişi tarafından bir Rumeli göçmeni sanılmaktadır. Ancak onun da ailesi 18. asrın ikinci yarısında Kafkaslardan göç etmiş, İstanbul’da Beşiktaş Ihlamur’a yerleşmiş bir çerkez ailesidir. Balkan soyadı ise Balkanlar’da ve özellikle Batı Trakya’da bir Teşkilat-ı Mahsusa mensubu olarak gerçekleştirdiği kahramanlıkların ve üstün hizmetlerin anısına kendisine verilmiştir.
1909’da iki farklı kulübün aynı çatı altında birleşmesiyle kurulacak ” Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü ” kurucuları arasında da yer almayacaklardır. Kuruluşu bu tarihte resmiyet kazanacak kulüpte 1903’te Serencebey’de kurulan ilk kulübü temsilen Fetgeri kardeşler bulunacaktır. Zaten bu dönemde Osman Ferit Paşa’nın vefatını takiben Şhaplı ailesi üyeleri İstanbul’dan ayrılarak İsviçre’nin Cenevre kentine yerleşirler. Ailenin çocukları eğitimlerini İsviçre’de tamamlayacaklardır. Ne ilginçtir ki Beşiktaş Kulübü’ün temel taşları olan Şhaplı, Fetgeri ve Balkan ailelerinin zaman içinde yolları ayrılacak ancak bu ailelerin yolları yine bir çerkez olan Kuşçubaşı Eşref Sencer’in temel taşlarını çerkezlerden örerek kuracağı Teşkilat-ı Mahsusa örgütünde kesişecektir.
Cumhuriyet sonrası 1925’te yeniden oluşturulan kulüp tüzüğünde alışılmadık bir şekilde kulüp fahri başkanının ismi belirlenmiştir. Yani bir anlamda kulübün hamisinin ismi resmileştirilmiştir. İlginç olan tüzükte ” Reis-i Fahri: Müdafaa-i Milliye Vekili Recep Bey Efendi’dir ” maddesiyle fahri başkanlığı resmileştirilen Recep Peker de ailesi Dağıstan’dan göç etmiş bir çerkezdir. Beşiktaş’ın kuruluş renklerinin neden Siyah – Beyaz olduğunu ve ” Kırmızı – Beyaz renk yalanını ” bir başka yazımda anlatacağım ama o güne dek siz değerli okuyucularımızın siyah – beyaz renklerin çerkez kültüründeki önemi üzerine şöyle bir kafa yormalarını arzu ediyorum. Yanıtı bulmakta zorlanmayacağınıza eminim.