Rusya’nın Gürcistan’da gerçekleştirdiği ‘işgal harekâtını’ ‘Yeni Soğuk Savaş’ ve ‘Yeniden iki kutuplu dünyaya’ mealindeki başlıklarla veren Arap dünyası, Rusya’nın tıpkı Soğuk Savaş’taki gibi SSCB’nin yerini alarak Amerika’ya karşı bir denge oluşturup oluşturamayacağını tartışıyor.Beyrut’taki Carnagie Ortadoğu Merkezi’nin uzmanlarından Mai Yamani, 1990’lı yıllardaki çeçen Savaşı’nı unutmayan İslami grupların bile Rusya’nın ABD’ye rağmen Gürcistan’ı işgali karşısında heyecana kapılmasını ‘Bölgedeki Amerikan hegemonyasına karşı bir güç arayışı olarak’ değerlendiriyor. Bölge ülkelerinin çoğu işgal karşısında sesini çıkarmamış, Suriye ile birlikte Hizbullah ve Hamas gibi bölgedeki işgalci güçlere karşı mücadele eden örgütler ise Moskova’ya destek vermişti. Rusya, her iki örgütü de ‘demokratik yolla temsil edildikleri için’ terörist örgütler listesinde saymıyor.Vladimir Putin’in 2000’de devlet başkanı olmasından sonra dış siyasette daha etkin bir politika izleyen Rusya, Ortadoğu ülkelerine yönelik hızlı açılımlara gitti. Putin, son olarak 1943’te Stalin’in ziyaret ettiği İran’a 2007’de, Kruşçev’in en son 1964’te ziyaret ettiği Mısır’a da 2005’te resmi geziler gerçekleştirdi. Putin, Soğuk Savaş döneminde daha çok ABD’nin kampında yer alan S. Arabistan, ürdün ve Katar’a da yine 2007’de resmi ziyaretler gerçekleştirdi. Fakat uzmanlara göre, Rusya’nın sadece Batı ile ilişkileri alt düzeyde bulunan Şam ve Tahran’la üst düzey ilişkiler kurabilmesi, Moskova’nın SSCB’nin mirasını devralabileceği yönündeki beklentileri boşa çıkarıyor.Ortadoğu’nun en etkili gazetelerinden Londra merkezli Şarkul Avsat Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Tarık el Homayid, Rusya’nın Gürcistan’da giriştiği savaştan sonra Ortadoğu’da sadece Suriye’nin ‘iki kutuplu dünya’ heyecanına kapıldığını belirtiyor. Savaştan sonra Moskova’nın Batı’yla giriştiği savaşı kaybettiğini savunan Homayid, bunun da 36 milyar dolarlık sermayenin Rusya’dan çıkmasıyla kendini gösterdiğini vurguluyor. Homayid’e göre hem ekonomik ve hem de siyasi olarak Rusya’nın Amerika ile rekabete girişmesi mümkün değil.
Geri dönen hangi Rusya?
ünlü gazeteci Amir Tahiri’ye göre ise Rusya’nın Gürcistan’da giriştiği savaşın sebebi, ABD’ye meydan okumaktan çok, sıcak denizlere ulaşımının kesilecek olması. Rusya’nın Karadeniz’e ancak 2017’ye kadar Ukrayna’dan kiraladığı Sivastopol limanıyla çıkabildiğini öne süren Tahiri, bunun için de Suriye’de büyük bir deniz üssü inşa etmek istediğine dikkat çekiyor. İşgalden sonra Ortadoğu’da ‘Rusya geri döndü’ naralarının atıldığını da belirten Tahiri, “Diyelim ki bu doğru, peki hangi Rusya geri döndü?” sorusunu gündeme getiriyor.Günümüz Rusya’sının zengin değil, ‘para bol’ bir ülke olduğunu, nüfusunun da hızla eridiğini belirten Tahiri, bu gidişin devam etmesi durumunda 2020’de İran’ın Rusya’yı geçeceğini ve Rusya’daki Türk ve Müslüman kökenlilerin de federasyon bünyesindeki en büyük grup durumuna geleceklerini vurguluyor. Şam üniversitesi Siyasal Bilimler ve Medya Fakültesi öğretim görevlilerinden Mervan Kabalan ise Rus-Gürcü Savaşı’nın Suriye’ye Rusya ile Soğuk Savaş dönemindeki sıkı ilişkileri yeniden kurma imkanı sağladığını öne sürüyor. 2005’ten sonra Suriye lideri Beşar Esed’in 3 kez Moskova’yı ziyaret ettiğinin altını çizen Kabalan, Rus yorumcu ve üst düzey yetkililerin, Şam’ın Kremlin’in yeniden süper güç idealini elde etmesine yardımcı olacağını söylediklerini de iddia ediyor.Bu ziyaretler sırasında Rusya, Suriye’nin SSCB döneminden kalma 13,4 milyar dolarlık borcunun yüzde 73’ünü silmişti. Aynı şekilde Irak’la da ilişkilerini geliştirmek isteyen Moskova, Bağdat’ın da yine SSCB’den kalma 12 milyar dolarlık borcunun üzerini çizmişti. Rusya, Tahran – Bağdat – Şam hattını daha da güçlendirmek için ayrıca Irak’tan Suriye’ye uzanan bir petrol boru hattı için de girişimlerde bulunuyor. SSCB, bölgedeki en önemli ve sadık müttefik olarak bilinen Suriye’yi bu ülkedeki deniz üssünü 1989’da kapatarak tek başına bırakmıştı.Dubai’deki Körfez Araştırma Merkezi’nin Başkanı Abdülaziz Sagir’e göre ise Rusya’nın Batı’ya karşı İran kartını oynaması ve bu ülkenin nükleer programına yardımcı olması Körfez’de ciddi bir tedirginlik meydana getiriyor. Körfez ülkelerinin İstanbul işbirliği inisiyatifi çerçevesinde NATO ile ilişkilerini geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Sagir, Körfez ülkelerinin güvenliği için Rusya’nın ABD’nin bir alternatifi olmadığına da işaret ediyor.Uzmanlara göre İslam Konferansı Teşkilatı’na gözlemci üye olarak katılması ve Arapça yayın yapan ‘Bugün Rusya’ adlı kanalı devreye sokması Rusya’nın Ortadoğu’ya olan ilgisinin en güzel örnekleri. Ayrıca 8 Şubat’ta duyurduğu ve önümüzdeki 5 yıllık dönemi kapsayacak olan 189 milyar dolarlık askerî harcama da Rusya’nın hedeflerini ortaya koyuyor.
Rus gemileri Suriye ve Libya’ya uğrayacak
Rus donanması, tatbikat için Venezuela’ya gidecek savaş gemilerinin Libya ile diğer bazı Akdeniz ülkelerini ziyaret edeceğini bildirdi. Açıklamada, nükleer silah taşıma kapasiteli bir kruvazör ve ona eşlik eden gemilerin pazar günü Cebelitarık Boğazı’ndan geçeceği belirtildi. Donanma sözcüsü, Rus gemilerinin Venezuela’ya doğru yol almadan önce Libya’nın Trablus limanına ve adını belirtmediği Akdeniz’deki birkaç limana uğrayacağını kaydetti. Rus basın yayın organları, daha önce Rus filosunun Suriye’nin bir limanına uğramasının beklendiğini yazmıştı. Venezuela ile Rusya, Kasım ayında Karayib Denizi’nde ortak askerî tatbikat yapmayı planlıyor. Rus donanması, Latin Amerika’da ilk kez askerî tatbikat yapacak.
CUMALİ öNAL/KAHİRE (ZAMAN)