photoforum@inbox.ru
Adnan Arslantseyadnan@hotmail.com
We-sh’oşt psı-m ha xemuwç’ıh
İçeceğin suda köpek öldürmeçerkes Atasözü
Düşünmeye bile gerek yok ya aslında. Yine de kendimize soruyoruz:
‘Ortak Ahlak’a ‘Hayır’ deme şansımız var mıdır?..
Aslaa!.. Bunun pazarlığı bile ol(a)maz!
Velev ki ortak akla varamadık/varamayacağız.
Her şartta ‘Ortak Ahlak’a EVET..***
Bu yazımızda konunun bütününü ‘tarafsızlık’ merkezli inceleyeceğiz..
Zira, birilerinin başka birilerine yönelimleri (saldırganlık/ittifak vs. tüm boyutları) zaten bizi bağlamıyor.. Bunu yeterince dile getirdik..
Dahası.. Biraz detaylı inceleme fırsatı olanlar; Türkiye’de ipliği pazara çıkarılmaya yüz tutmuş sair örgütlenmelerin içe dönük versiyonu olmaya aday devşirmeleriyle ittifak içerisinde olmayacağımızı zaten biliyor olmalılar.1
Net olarak ve tekraren ifade etmek gerekir ki; tepkisiz kalmakla eleştirildiğimiz sistematik yedeğe alma girişimleri, teşebbüs edenlere bir fayda getirmeyeceği gibi bu merkezden bize eleştiri geliştirmek de kimseye bir fayda sağlamayacaktır..
(Bu konuda mail gruplarına bir yazı geçmiştik.. Değişik ortamlarda da düşüncelerimizi birkaç kez yazılı olarak ifade etmiştik.. )
Nihayetinde, herkes kimin kim olduğunu biliyor..
Bizim abdestimizden şüphemiz yok, olan düşünsün..***
Evet, açıklamalarımız ‘tarafsızlık’ merkezli olacak demiştik.
Bizi ‘tarafsız olmayı başaramayan kişi’ olarak niteleyenlere sormak lazım:
Peki, siz ne kadar adaletlisiniz?. (Belki de tarafsız demeliyiz biz de!?)
Sizi ve söylemlerinizi anladığını iddia ederek, yazdıklarınızı/söylediklerinizi devşirmeye çalışıp; bunu dahi başaramayanlara,
Bundan sebep ve buna bağlı olarak, ‘Bakın ben ne filozofum, nasıl bir açılım katacağım işin içine’ edasıyla, -gerek yazarak gerekse yorum yaparak- piştiği iddiasıyla servise çıkarılmış aşa su eklemeye teşebbüs edenlere (ileri düzeyde ego denemeleri de denebilir buna..),
Bu bütünlükte el alındığında; tadılabilse, lezzetli olma ihtimali var olan yemeği -belki de- yenmez hale getirenlere,
Bu ve buna benzer sonuçların öncesinde -ve anladığımız kadarıyla- esası zaten en baştan kaçırmış olma ihtimali yüksek olanlara,***Devamla…
Bu garabete ortak olanlara, alkışla destek verenlere (şakşak bahsine dair) ve böylece kendisinin de esasla hiç alakası olmadığını ilan edenlere,
Bununla da yetinmeyip, şirazesinden henüz (!) çıkmayan bizim gibilerin dahi yazdıklarını anlamaya çalışmaktan öte ‘mutlak saf tutma’ ve ‘kendinden olanı her şartta destekleme’ dürtüsüyle ve oldukça yakışıksız ifadelerle saldırmaktan/saydırmaktan geri durmayanlara,***
Bunlardan da önce;
Mantıksal kurgu eleştirisi yapmak amaçlı seslenişlere karşılık; eleştiriyi getirenin savunduğu fikri aşağılamaya kalkanlara,
25-30 satır karşılama yazısı yazarak ve fakat konunun özüne dair hiçbir şey söyle(ye)meyerek, muhtemeldir ki o güne kadar öğren(ebil)diği tüm bilgileri (doğruluğu da tartışılır) ortalığa boca edenlere,ötesi..
Bu komikliği dahi alkışlayarak (ve tabiatıyla yüreklendirerek) desteklemeye çalışanlara, 2
Daha da ötesi..
Bu tartışmalarda yazılanları, çizilenleri; olabildiğince ironik -ve belki de yakışıksız- bir şekilde evirip çevirerek, aslında tartışmayı düzeyiyle sürdüremeyeceği belli olan zayıf halkayı kurtarma telaşı gösterenlere,
Ve bunu yaparken, şimdilerde sıkça bahsettiğimiz şirazeye de hafifçe omuz atanlara, (Bu kısmın özellikle muhatabı tarafından anlaşılacağını ümit ederek..)
Ve buradan hareketle, en baştan ve ısrarla devam ettirilen ideolojik saldırganlıklara müdahale etmeyen yetersiz iç kontrole/moderasyona,3 (Mücadelenin tekil bir mücadele olmadığını varsayarak..)***
Eş zamanlı olarak;
Kablo iletişiminin kişiye sağlayabileceği tüm ortamlarda/platformlarda, ‘Alayına Rest’ şiarıyla –muhtemelen- bilmedikleri/tanımadıkları kişileri ve o kişilere ait düşünceleri yerden yere vuranlara, aşağılayanlara,
İçinde yaşadığımız ülkede başımızın belası haline gelen TEKerlemelerin çerkesya versiyonlarını her paylaşımın altına döşeyenlere..***
(Daha çokça sayılabilir. Ve bu böyle uzar, gider.)
Bu bahsettiğim konularda herhangi bir tepki geliştirdi mi acaba bizi ‘taraflı’ davranmakla itham edenler?.
Hadi anladık, bazıları kaçınılmazdır, kontrol dışıdır, habersizdir.
Kim olursa olsun, kulağından çekip uyaramazsınız herkesi.
Ama en azından, ‘Bu arkadaşlar bizim adımıza konuşmuyorlar’, dediler mi bir kısmıyla ilgili?.***
Başta da belirttik..
Ateş altında iken; bizi, bize ait kısım bağlar. (Şartlılığın ve mecazın anlaşılacağı ümidiyle..)
Aynı gün, aynı amaçla, aynı haykırışları birlikte yapmış iken.. 4
Bakalım, ne demişler bizimle ilgili (ve nedeni -gerçekten- belirsizce):
‘İnsanlarımızı kandırıyorlar’
‘İnsanlarımıza boş hayal kurduruyorlar’
‘Avare kasnak bunlar’
Vs. vs. vs.
(Arşivleri ortada.. Açın bakın.. Yalansa yalan deyin..)
Soru çok net:
Kendince, biz dahil bütün cephelere meydan okuyanlar,
Kendince, bu satırları kaleme alan kişi dahil belirli bir görüşe sahip kesimi -açıkça- yalancılıkla suçlayanlar,
Kendince, diğer görüşlerden ayrı olarak özellikle bizi hayal peşinde koşmakla suçlayanlar, (En baştan ve sistematik bir biçimde)
Geliştirmeye çalıştıkları süreci provoke edenleri (içlerinden/dışlarından) uyarmayarak dolaylı olarak himaye ediyor görüntüsü verenler,
Nasıl bir tarafsızlık beklentisi içerisinde olabilirler ki bizden?.***
‘çerkesya Karşıtları’ diye yazı dizisi hazırlayıp -kendilerince- tepeden tırnağa herkese giydirenler de bunlar..
Hasılı.. Kendilerince bir konumlanma yaptılar ve buna göre biz zaten karşılarındayız.
Söyleyin; bu ön kabule karşı biz ne yapabiliriz ki?
Komik olansa.. Aynı kişiler şimdi bize ‘taraflısınız’ eleştirisi getirebiliyorlar..
Yani; olacak iş değil..***
Peki, biz ne yaptık?
Her şeye rağmen soğukkanlı davranmaya çalıştık.
Eleştirilerimizi de -ifade buyurdukları üzere- şirazeye dikkat ederek aktarmaya çalıştık.
Kendileri için, ‘Sizi önemsiyoruz’, ‘Yazdıklarınızı okuyoruz, inceliyoruz’ dedik.
Buna rağmen, çok enteresan!
Şimdi de ‘Tarafsız’ olmadığımız iddiasıyla karşı karşıyayız.
Hooop.. Orada durun bakalım!***Efendiler!.
Siz henüz, bir tanımlama ısrarı halindesiniz.
Bu kadar ısrarı gereksiz bulmakla birlikte, diyebiliriz ki; daha konunun ‘giriş’ bölümündesiniz.
Hele bir gelişme bölümüne geçelim.. Hele bir aktivite görelim.. Hele bir mantalite konuşalım..
Bahsettiğiniz ‘birlikte hareket etme’, ‘omuz omuza verme’ niyetlerini biz zaten taşıyoruz.
Taşıyoruz ki; provoke olmadık, rest çekmedik (kimseye), aksine ‘Ortak Akıl’ dedik.. (herkese)
Demeye de devam edeceğiz.***
Sonuç olarak..
Lütfen unutmayınız, kaçırmayınız!
Her ne olursa olsun.. Her ne konuşulursa konuşulsun..
Biz; birlikte hareket etmek zorundayız.
Ortak politikalar geliştirmek mecburiyetindeyiz.
Ve asıl olan.. Biz!
Birlikte hareket etmenin bizatihi kendisiyiz!NOT:
Yazıyı yazma aşamasında, Yalçın Abi ile konuştuk telefonda. 3 ncü dip nottaki ‘çukur’ ifadesini değerlendirdik. Böylesine bir düzeysizliğe müdahale edilmemesine ben çok şaşırmıştım. Yalçın Abi hiç şaşırmamış. Hatta dedi ki; “Diyalog konusunda henüz ağırlık samimi olmayanlardan yana o grupta.” Sohbet ilerlerken, ‘Bu yazı, sana mıydı bana mıydı abi?’ diye sordum kendisine. Zira bir yorumcu arkadaşımızın ‘Yalçın Karadaş’ bahsi vardı yazının altında. Yalçın Abi, ‘Kardeşim sağ olsun beni savunmuş, ama o yazı sana yazılmış Adnan.’ dedi. ‘Hem onların yüzüne söyledim ben söyleyeceklerimi. O zaman sustular, yuttular da şimdi mi tepki verecekler?’ diye devam etti. ‘Ne zaman abi, nerede karşılaştınız?’‘4 Aralık’ta’ dedi. ‘Yerini de onlar söylesin. Madem konuşmaktansa köşelerde yazmayı yeğliyorlar. Boş boş yazacaklarına bir köşe de buna ayırsınlar’ diye de ekledi. Benden söylemesi! dedim.
_____________________________
1 özelde; farklı düşüncelerin tamamının temsil edileceği ‘Ortak Akıl Toplantıları’ vb. girişimler ve cümledeki yargıyı desteklemeyen diğer olumlu girişimler/faaliyetler istisna olmak kaydıyla..
2 Bkz. Ritüelleşen ‘Kalemine Sağlık’ cümleciği.. Her bahiste karşılaşabileceğiniz bu servis şu şekilde gerçekleştirilir: Miktar her ne olursa olsun, yazının üzerine bolca serpiştirilip; ‘Anladım Haaa Dediğini’ hissiyatı uyandırılır.. Hissiyat uyanana kadar devam edilir..
3 Okuduğunuz bu yazının yazılma aşamasında kaleme alınan ve bu kanaate örnek olabilecek yorum ve devamında moderasyon kepazeliği için: http://www.cherkessia.net/author_article_detail.php?article_id=3134 Yorumcu: Albek Mefhako
4 22 Mayıs 2010 Taksim