Sovyetlerin dağılıp, anayurt kapısının açılmasından sonra anavatanına dönen ve o kapsamlı bu yana hastalık Kabardey Balkar Cumhuriyeti’nde sürdürülen Türkiyeli çerkeslerden İmdat Kip, Kabardey Balkar İnsan Hakları Başkanı Valeri Hatajuko ile merkezinde anayurduna dönmüş çerkeslerin yer konusunda son konuşma alan bir görüşme gerçekleştirdi.
***
KİMDİR?
Hatajuko Valeri, 1956 yılında Kabardey Balkar Cumhuriyetinin Şordak köyünde doğdu. KB Devlet üniversitesi Tarih Fakültesi’nden mezun oldu. 1985 yılında ilk kuruluş ve daha sonra 1990 yılında Kabardey Adige Xase’ye dönüşen Aşamaz Kültür Derneği’nin kurucularından oldu. Bu artışla 2000 yılında DçB’nin devletleri dağıttığı kadar Xase yönetiminde görev yaptı. 1994’e kadar başkan yardımcısı, 1994-2000 yılları arasında ise Başkanlık görevini yürüttü. Aynı dönemde DçB’de muhtelif görevlerde bulunuyordu. 1992 yılında ortaya çıkan Abhaz Gürcü savaşında Kuzey Kafkasya’dan gelen gönüllülerin örgütlenmesi ve yardım süreçlerinin yürütülmesi yönetilenlerden biri oldu. 2001-2002 yıllarında muhalif Adige Xeku gazetesini çıkardı. 2003’den bugüne kadar KBC İnsan Hakları Derneği’nin başkanlığını yürütüyor. Dernek, bölgedeki insan hakları ihlallerine karşı mücadele yürütmekte olup, mağdurlara karşılıksız hukuki destek vermektedir.
***
İmdat Kip: Sn Hatajuko, bildiği gibi, Rusya ile Türkiye arasında gelen uçak krizi sadece bu iki ülkeyi etkilemekle kalmadı, çerkesleri de derinden etkilemeye başladı. Son zamanlardaki duyumları da göz önünde bulundurarak bir değerlendirme yapmanızı istiyorum.
Valeri Hatajuko: Evet, Kafkasya’da özellikle de dönüşçü çerkeslerle ilgili muhtelif duyumlar alındı. İkamet kayıtları, ikamet adresleri, iş yerleri ile ilgili sıkıntıları için polisiye baskılar olduğu, ikamet izninin iptal edildiği sınır dışı edilmeleriyle ilgili çalışmalar olduğu, bazılarının hava alanından Rusya’ya sokulmayıp geri gönderildikleri, hatta çifte vatandaşlık sahibi olanların TC vatandaşı olduğunu bırakmaya zorlandıkları, iş sahibi olanların denetim ceza ve baskı altında tutuldukları gibi çok duyum aldıkları. Bunlar içinde aleniyet kazananların sonuçlarının az bir kısmıdır. Çünkü muaf olanlar yasal haklardan çekindikleri için, gizlice ve bireysel girişimlerle çözüm bulmaya çabalamaktadırlar.
Size insan hakları derneği olarak bu konuda herhangi bir başvuru oldu mu?
Hayır olmadı, biz zarar gören soydaşlarımızın hukuklarını korumak için yardım etmeye hazırız, ancak tek bir kayıt dahi olmuyor. Duyumlar sürgünleri kadar daha çok Adıgey ve Krasnodar bölgesinden amaç, son günlerde Kabardey Balkar’da da ciddi problemlerde duyumlar aldım. Bir arkadaşının kanalıyla ikametleri iptal edilen üç kişinin evrakları konusunda bilgilendirildik. Kendilerine yapılan tebligatların yapıldığı da görüldü ama ameliyathaneler. Bir çok kişi hakkında benzer sürümler var ama bize henüz gelen olmuyor.
Başvuru yapılmamasının nedeni nedir sizce?
Demin söylediğim gibi, haklarını açıkça aramaktan, bize yaklaşmaktan çekiniyor olabilirler. Sorunlarını kişisel ilişkilerle ya da rüşvetle çözerler. DçB’ye gittikleri orada bir toplantının yapıldığı duyuldu. Devletle düzelen devlete yakın çözümler sunanlardır. Umarım bir işe yarar olur.
Sizin çizdiğiniz tablo çerkeslerin örgütsüzlüğü tekrar ortaya çıkmıyor mu? Bu anlamda DçB çözüm olabilir mi?
Evet ne yazık ki, şu anda meydana gelen olaylarla ilgili gerek yerlerde, bazı diasporadaki STK’ların ve cumhuriyetlerimizin varlığını sürdürmesi gerekiyordu. Eğer adımıza koşacak STK’larımız ortaya çıkarsa, bu durum hakkında açıklama yapar, tavır koyarlardı. Bekleniyor, müspet veya menfi hiçbir ses çıkmıyor. Bence STK’nın en belirgin özelliğidir. Faaliyetlerinin açıkça gerçekleşmesi, olayların açıkça ortaya konulması, deşifre edilmesi, tavrının da kamuoyunun önünde açıkça ortaya konulmasıdır. Şu anda ortada herhangi bir STK’mızın olmadığı. Bilgiler dedikodu mahiyetinde sızdırıyor. Bir STK çalışması değil, Devlet dairesi çalışması. Biz DçB’nin de, Kabardey Adige Xase’nin de STK’nın zaten bulunmadığı görüldü. 2000 yılı kongresinden sonraki DçB’nin ve Kabardey Adige Xase’nin öncekileriyle aynı adı taşımak dışında uzaktan yakından bir ilgileri yoktur. Yine de bir işe yararsa memnun olun. Muhtemeldir ki problemlerin bir kısmı parçalar halinde düzenlenir, en az veya bir kısmını çözebilirler.
Şu anda meydana gelen olaylar, çerkesler açısından çok açık bir haktır. Her şeyden önce bir insan hakkı sorunudur. Ama sadece bana göre değil, uluslararası hukuka göre de, Rusya’daki yasalara göre de… çünkü diasporadan buraya dönen onu hangi bir çerkes, RF davranışlarına göre dışarıdaki soydaş konumundadır. RF’nin kendi vatandaşının vatanından koparılmış bir parçasıdır. Nedenleri ayrı bir konu. Dolayısıyla bu yasa dışı hak ihlallerini kabul etmememiz, gerek diaspora olarak, gerekse vatandaki çerkesler olarak, seçeneklerimizle, Cumhuriyetlerimizle itiraz etmemiz gerekir.
aslında soydaş mıyız, RF özelliklerine göre?
Elbette; evet bizi böyle görmek istemeyenler, bir takım takılar, Rus faşistleri var ama biz gördüğümüz gibi değil, doğru görmeli ve zorlamalıyız.
Yeri gelmişken, Cumhuriyetlerimizin durum gücü nedir? Merkezinin istemediği bir şeyi yapabilirler mi?
Cumhuriyetlerimizin varlıklarının nedeni budur. KBC neden vardır? Kabardey ve Balkarların ulusal varlıklarını garanti altına almak için ulusların kendi kaderlerini seçme hakkı vardır. Bu yaşayan diğer uluslara haksızlık anlamına gelmez ama özellikle bu iki halkın ulusal varlıkların kesinliği olarak vardır. Maalesef Putin döneminde cumhuriyetimizin gücü, kapasitesi ve kapasitesi çok budanmıştır ama bu ilelebet böyle olmayacak. Her ne kadar formel olarak vardırlar. RF de bir federasyondur. Bu durumun değiştirilmesi sadece bizim değil RF’nin kendisi için tehlikelidir. Biz RF’nin yıkılmasını istemeyiz, bu çerkeslerin varlığı ve ondan ayrılması uygun değildir. Herkesin çıkarılmasına sahip, daha ileri demokratik temelli bir Federasyon varlığıdır.
Sorunun bir nedeni hukuksal zayıflık sizce değil mi? örneklerde, dönenlerin çerkes olmalarından kaynaklanan bir hak değil de, ikamet veya vatandaşlık talep eden bir Türk harfleri ile silinmesi.
Evet o da önemli bir neden. Yeltsin döneminde Cumhuriyetlerimizde geçmişte dönüş ile ilgili yasalar çıkarılmış, yasal zemin için temeller de atılmıştı ancak daha sonra bu ortadan kalkmıştı.
Bu kurallar kaldırıldı mı?
Evet Federal yasalara aykırılık gerekçesi ile iptal edildi. Bunlar için mücadele etmeyen STK’lar da yok edildi, sadece adları kaldı. Bugün ortaya çıkan durum, asla vazgeçmememiz, yeniden başlamamız ve hak hukuk mücadelemizi vermemiz ortaya çıkıyor.
Rusya’yı kızdırmamak gerekir, işi daha kötüleştirmeden iyilikle halletme duygusu da hak aramayı zorlaştırmıyor mu?
Evet, ama bir işe yaramadığını. Sizin hak talebinizi değiştirme kızan merhamet hakkınızı zaten vermez. Hak sadaka olarak verilen bir şey de değildir. Ayrıca bu ihlallerin bir kısmı işgüzarlık, çoğu da zaten sadece bize değil RF’ye de zarar veriyor. örnek olarak Düzce üniversitesi’nde çerkezçe eğitim veren öğretim görevlilerinin alelacele çağrılmış olması büyük bir hataydı. TC’ye hiçbir zarar vermediği gibi hem çerkeslere hem RF’ye zarar veren bir eylemdi. çünkü RF’den giden öğretim görevlilerinin yabancı bir ülkelerde kendi sahiplerinin soydaşlarına eğitim vermesi RF’nin de kullanışlınadır. Hem okuyabilir, hem kendi vatandaşı olan çerkeslerin huzuru ve barışına katkı yapan bir faaliyettir. bunların çağrılması için merkezden herhangi bir baskı da yapılmadı. Şimdi bu öğretim görevlilerinin tekrar görevlerine döndüğü duyuldu. Benim kanımca bu hatanın kırıklarından oluşan ciddi tepkilerin ve olay deşifre edilmesinin sonuçları.
Şu anda olmakta olan olaylarda önemli bir parça, ilgili bürokratların ya çıkar söylediğiyle, ya da işgüzarlık hareketleri ile hareket ediyor olmasından kaynaklanıyor olması da kuvvetle muhtemeldir. Ben buradan Türkiye’deki çerkeslere de seslenmek istiyorum, dünyada yaşayan her çerkes kendi vatanlarında olan olaylarla, kendi haklarıyla ilgili durumlarla mülkiyet hakkına sahiptir. Biraz önce söylediğimiz gibi hukuken soydaşların anlatımlarındadırlar. Bu nedenle, bu olaylarla ilgili olarak gerek RF mercilerine ayrılan yerel cumhuriyetlere tepkiler ve çözülmeleri iletilmelidirler.
Son tez?
Biz Rusya ve Türkiye arasındaki ilişkilerin tarafıyız. İki ülkedeki ilişkilerin iyi olması bizim için mevcut. Ancak aralarındaki ihtilafın sağlanması bizim hayatımızın etkilenmesi, haklarımızın bozulması kabul edilebilir bir şey değildir. Biz sürgün ve soykırımla dünyaya paramparça dağıtılmış varlığı tehlike dışarıdan sokulmuş bir halkız. Haklarımızın bilincinde olup, takipçisi olmak istiyoruz.
Röportaj: İmdat Kip