Murat özden
çerkesler soykırımın ve sürgünün 147. yıldönümünü tamamlarken, farklı bir mücadele yöntemi olan siyasallaşarak taleplerini dile getirme yöntemine yöneldiler.
Bu yöntem hem içimizdeki hem de dışımızdaki ezberleri bozdu. Bugüne kadar uygulanmış mücadele yöntemlerinin bir işe yaramadığını gösterdi. Alışılmışı yerle bir etti. çerkeslikten herhangi bir şekilde rütbe almış olanlar tam bir şaşkınlık halini yaşıyor.
Dışımızdaki devlet kurumları çerkesleri son derece dikkatle izliyor. Cumhurbaşkanından başbakana, bakanlara, milletvekillerine… devletin ilgili kurumları teyakkuz halinde.
Nitekim Başbakan, Show tv’de siyaset meydanı özel programında anadil eğitimi ile ilgili, “Bakın şimdi çerkesler de başladı. Türkiye’de eğitim dili Türkçedir, kimseye bir şey vermeyiz” deyip kestirip attı.
Biz buna şaşırmadık.
Bugüne kadar ne Kürtlere, ne Alevilere, ne Romanlara yasal çerçevesi hazırlanmış olarak verilmiş hiç bir şey yoktur. İki miting yapmakla çerkeslerin bir şeyler elde edeceğini düşünmek saflıktır. Biz bu kadar saf değiliz.
ç.H.İ. uzun bir yolculuk başlattı.
Mitingler de olacak.Eylemler de yapılacak.
Bedeller de ödenecek, bedeller de ödetilecek ve siyaset biliminin tüm imkanları seferber edilerek yola devam edilecektir.
ç.H.İ., ortaya koyduğu irade ve kararlılıkla, çerkeslerin meydanlara çıkabilme cesareti olduğunu göstermiştir. Böylece, çerkes sorununu Türkiye ve dünya gündemine taşımıştır.
Sorun ortaya konulup, sorunun varlığı görünür kılındıktan sonra asıl mücadele ve kavga başlayacaktır.
Yapılan mitinglerle Kürtlerin, Demokrat Türklerin, Gürcülerin, Pomakların, Lazların, Romanların ve tüm etnik toplulukların sempatisini kazanmıştır çerkesler. Diğer etnik topluluklara örnek olmuşlardır.
Meydanlara çıktığımızda gördük ki yalnız değiliz. Milyonların kalbi bizlerle birlikte atıyor. Bizim kalbimiz de onlarla birlikte atıyor. Bu birliktelikler ve yapılan güçbirlikleri daha yaşanabilir bir dünya ve ülke yaratacaktır. Onun
için çerkeslerin yeri direnenlerin yanıdır, ezilenlerin yanıdır, helal lokmasını paylaşabilen emekçilerin yanıdır.
Bu anlayışla peşpeşe mitingler ve eylemler düzenlemiş olan ç.H.İ. 1 Mayısta da Taksim Meydanı’nda yerini aldı.
Jineps’le birlikte son derece mütevazi ama nitelikli bir toplulukla birlikte Taksim’deydik.
İnanın kendi mitingimizde olduğumuzdan daha özgür ve güvende hissettik kendimizi. çerkes kimliğiyle, kalpaklarımızla bayraklarımızla, müziğimizle, danslarımızla oradaydık. Onlarca insan gelip bizlerle tanıştı. Fotoğraflar çektirdi. Bizleri aralarında gördüğü için sevinenler de, “bugüne kadar neredeydiniz?” diye sitem edenler de oldu.
Mücadele edenlerle birlikte olursak meselelerimizin daha kolay çözüleceğini hissettik. O heyecan ve coşku bize bunu hissettirdi.
***
çerkes soykırımı ve sürgününün 147. yılını doldurmamıza sayılı günler ve saatler kaldı. Gönlümüz tüm ezilenlerle birlikte en görkemli anma toplantılarını gerçekleştirmekten yanadır. Ancak yaptığımız görüşmeler sonunda gördük ki bu yıl birlik sağlanamayacaktır. Kendini mareşal zanneden onbaşılar şimdilik birliğin önünde engel olarak duruyorlar.
Yılda birkez 21 Mayıslarda bağırmakla hiçbir şey elde edilemez.
7 gün, 24 saat, 365 gün bizim için mücadeleyle geçmek zorunda.
21 Mayıslar artık bizim için yas günleri değildir.
21 Mayıs son değil, yeni bir başlangıçtır artık.
Direnişin başlangıcıdır.
Dirilişin başlangıcıdır.
Mücadelenin başlangıcıdır.
Geçmişin öcünü almaktan çok, geleceğe inancımızı haykırmak zorundayız.
Zaten geçmişin öcü de ancak böyle alınabilir.
Haklılığımızı anlatmakla, zalimin propogandasını yapma arasındaki farkı inanıyoruzki bu mücadele anlayışı çözecektir.
ölenleri unutmamanın, onları daha anlamlı anmanın yollarını hep birlikte bulacağız.
Anılarımızı kalbimizin en müstesna yerine yerleştirip, ölenlerin düşleri için yola düşme vaktidir.
Geçmişin acılarını değil, gururunu taşımalıyız.
O geçmişe layık olmanın sorumluluğuyla çalışmalı ve ulusumuzu yeniden inşa etmeliyiz.
21 Mayıslarda hep birlikte ulusumuzu yeniden inşa edebileceğimize dair umudumuzu haykırmalıyız.